On beş dakika boyunca bağdaş kurup oturuyorsun, kalkıyorsun — ve ayağın sanki başkasına aitmiş gibi geliyor. Önce uyuşuyor, sonra o yoğun karıncalanma başlıyor, sanki içinde karıncalar dolaşıyor. Bir iki dakika sonra her şey bitiyor.
Çoğu insan bunu şöyle açıklar: Kan akışı kesildi. Mantıklı geliyor ama asıl mesele bu değil.
Baskı sinire, damara değil
Asıl önemli olan sinir üzerindeki baskıdır. Bir sinir, bir kablo gibi sinyalleri iletir. Eğer bir siniri kemiğe ya da sert bir kenara bastırırsan, o noktada artık sinyal iletemez. Yani bacak yukarıya bilgi göndermeyi keser — ve beyin de bu vücut bölümünü algılamayı bırakır. İşte bu, uyuşukluk hissi olarak ortaya çıkar.
Bu sırada kan dolaşımının da bozulduğu doğru. Bu, etkiyi artırır çünkü yeterince beslenemeyen bir sinir daha çabuk çalışmayı bırakır. Ama sorun sadece kan olsaydı, bir şeylerin olması çok daha uzun sürerdi — ve daha çok ağrı olurdu, uyuşukluk değil.
Neden karıncalanma baskı kalkınca başlar?
Çoğu kişiyi şaşırtan kısım burası: En rahatsız edici an, ayağın uyuşması değil, tekrar hissetmeye başlamasıdır.
Bir sinirin içinde farklı lifler yan yana bulunur ve farklı hızlarda toparlanırlar. Dokunma hissinden sorumlu kalın lifler önce geri gelir. Ama düzgün bir şekilde değil, önce rastgele ve düzensiz sinyaller gönderirler — ayağa hiçbir şey değmese bile.
Böylece beynin, anlamı olmayan bir sinyal seli alır. Yine de bunları bir şekilde yorumlaması gerekir ve en yakın his olarak karıncalanma, karınca yürümesi, iğne batması gibi algılar. Tıpta buna parestezi denir.
Kısa süre sonra ince lifler de toparlanır, karmaşa düzelir ve ayağın tekrar sana ait olur.
Neden özellikle ayak ve bacak?
Çünkü burada birkaç sinir yüzeye çok yakın geçer ve kemiklerin üzerinden ilerler — örneğin dizin dış kısmında ya da kalçanın altında. Tam da bu noktalara, bacak bacak üstüne atınca, bağdaş kurunca veya diz çökünce tüm vücut ağırlığı biner.
Aynı prensip, gece uygunsuz bir pozisyonda yatınca kolun uyuşmasını veya dirsek uzun süre kolçağa dayanınca elin uyuşmasını da açıklar.
Gerçekten ne işe yarar?
- Daha başlamadan pozisyon değiştir. Uzun süre oturacağını biliyorsan, birkaç dakikada bir ağırlığını değiştir. Hiçbir maliyeti yok ve uyuşmayı tamamen önler.
- Vahşice sallama. Bunun hiçbir faydası yok. Sinirin toparlanması için bir iki dakikaya ihtiyacı var.
- Yavaşça hareket et ve yük ver. Sakin hareket, kan dolaşımını geri getirir, ama henüz hissetmediğin bir ayağın üstünde durmazsın — bu durumda en sık düşme sebebi budur.
- Destekle ayağa kalk. Uyuşmuş bir ayak seni taşır ama yere temasını güvenilir şekilde bildirmez.
Ne zaman masum bir sıkıntı olmaktan çıkar?
Bağdaşta yirmi dakika oturduktan sonra ayağın uyuşması normaldir ve kalıcı bir zararı yoktur. Ancak şu durumlardan biri varsa dikkatli olmalısın:
- Belirgin bir baskı olmadan, sadece otururken ya da yatarken kendiliğinden oluyorsa.
- Yarım saatten uzun sürüyor ya da tamamen geçmiyorsa.
- Hep aynı yerde tekrar ediyorsa.
- Güçsüzlük de varsa — ayak düşüyorsa, ön ayağını yukarı kaldıramıyorsan.
- İki taraflı oluyorsa, parmaklardan başlayıp yukarı doğru ilerliyorsa.
Bunun arkasında sıkışmış bir sinir, bir bel fıtığı, B12 vitamini eksikliği veya diyabete bağlı başlayan bir sinir hasarı olabilir. Bunlar mutlaka araştırılması gereken şeylerdir — dramatik oldukları için değil, erken fark edilirse kolayca tedavi edilebildikleri için.
İlgili video
Sende daha çok ayakta mı, yoksa elde mi olur? Ve her seferinde başına gelen bir pozisyonun var mı? Yorumlara yazabilirsin.
